Mersin’den bakliyata özel tanıtım

10 Şubat 2026 Salı 18:33

Mersin Ticaret Borsası tarafından Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla bakliyat ürünlerinin tanıtıldığı program düzenlendi. Programda günün anlam ve önemine ilişkin şefler tarafından hazırlana bakliyat lezzetleri ikram edildi.

Hediye Eroğlu

 

Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada farkındalık yaratılması amacıyla kutlanan 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü, piyasaya yön veren Mersin’de de çeşitli etkinliklerle kutlandı. Mersin Ticaret Borsası tarafından Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla bakliyat ürünlerinin tanıtıldığı program düzenlendi. Bir otelde gerçekleştirilen programa; Mersin Valisi Atilla Toros, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ile sektör temsilcileri ve davetliler katıldı.

 

EN KIYMETLİ MİRAS; BAKLİYAT

Programda konuşan Başkan Özdemir, binlerce yıllık tarım kültürünün en kıymetli miraslarından biri olan bakliyatın; tarih boyunca anavatanı olan bu topraklarda üretilerek, buradan dünyaya yayıldığını ve sofralarda yer aldığını vurguladı.

“Kültürel mirasımızın bir parçası, emeğin ve bereketin simgesidir” diyen Özdemir, “Neden bakliyat üretmeliyiz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi; “Baklagiller; az su ister ve kuraklığa dayanıklıdır. Toprağa azot bağlayarak, toprak verimini artırır ve sağlığını korur. Kimyasal gübre ihtiyacını azaltarak üretim maliyetlerini düşürür. Ürün rotasyonu ve birlikte ekim uygulamalarıyla, üreticilerin tarımsal verimliliğini ve ürün çeşitliliğini artırmalarına yardımcı olur.

Fosfor ve mikro besinler yoluyla toprağın yapısını güçlendirir. Toprak biyolojik çeşitliliğini artırır. İklim değişikliği ile mücadelede etkindir. Bir kilogram sığır eti proteini, baklagillerden elde edilen bir kilogram proteine kıyasla 20 kat daha fazla arazi gerektirmektedir. Ve 20 kat daha fazla sera gazı salımına neden olmaktadır. Bir kilogram sığır eti üretmek için 13 bin litre su gerekirken, bir kilogram mercimek üretmek için 1.250 litre suya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla baklagiller, doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunmaktadır”.

 

NEDEN BAKLİYAT TÜKETMELİYİZ?

Baklagiller; yüksek protein içeriği, lifli yapısı, vitamin ve mineral zenginliği sayesinde sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Yağ içeriği düşüktür ve kolesterol içermez. Obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkla mücadelede etkilidir. Glütensiz yapısıyla çölyak hastaları için idealdir. Antiviral özellikleri ve prebiyotik etkisiyle bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bakliyat, dar gelirli aileler için temel bir besindir. Sağlıklı yaşamı benimseyen bireyler için ise bilinçli bir tercihtir. Uzun raf ömrü ve besin değerini kaybetmeden, kolayca saklanabilmesi sayesinde gıda israfının önlenmesine katkı sağlar. Deyim yerindeyse bakliyat hem insanlık hem de doğa için mucizevi bir ürün grubudur.

 

“GÖSTERİŞSİZ, SADE, GELENEKSEL ÜRÜNLER ARTIK MÜKEMMEL BİR GELECEĞİN ANAHTARLARINDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ”

Ancak özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında bakliyat, hâlâ geleneksel veya geçmişe ait bir ürün olarak algılanabilmektedir. Bu noktada FAO’nun (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) 2026 Dünya Bakliyat Günü teması son derece anlamlıdır. Bu yılın küresel sloganı ‘Pulses of the World: From Modesty to Excellence’ olarak belirlenmiştir.

Dolayısıyla bu gösterişsiz, sade, geleneksel ürünler artık mükemmel bir geleceğin anahtarlarından biri hâline gelmiştir. Bu nedenle bakliyatı sadece geçmişin alışkanlığı olarak değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendirmeliyiz” dedi.

 

NEDEN BAKLİYATI TEŞVİK ETMELİYİZ?

Kanada’nın, ABD ve Avustralya gibi en gelişmiş ülkelerin bakliyatı özel ve stratejik bir ürün olarak değerlendirdiğini aktaran Abdullah Özdemir, Kazakistan’ın kuzey bölgelerinde mercimek kuşağı üretim alanları oluşturduğunu kaydetti. “Rusya, son yıllarda yaptığı atılım ile küresel ticaretteki payını artırmaktadır” diyen Abdullah Özdemir, “Bu ülkeler üretim ve ihracatta öne çıkmaktadır.  Ancak, hiçbiri ülkemizdeki gibi köklü bir tüketim kültürüne sahip değildir. 1980’li, 1990’lı yıllarda Türkiye; üretimi ile kendine yeten, iç tüketimini karşılayan, ihracat yapan ve dünya pazarlarında rekabet gücü yüksek bir ülkeydi. Bugün ise kendine yetemeyen, dış ticarette net ithalatçı, yaptığı ihracat ise DİR kapsamında ithal ettiği ürünlere dayalı bir konumdadır.

 

MERSİN İÇİN BAKLİYATIN ÖNEMİ

Ülkemizin bakliyat dış ticaret hacmi 2,7 milyon ton düzeyindedir.  Bu hacmin yaklaşık yüzde 80’i Mersin üzerinden yapılmaktadır. Dünyada hiçbir şehirde Mersin’deki kadar güçlü bir bakliyat sektörü kümelenmesi yoktur.

Ülkemizde bakliyat ürünlerinin işlenmesine dayalı sanayinin yüzde 70’inden fazlası Mersin’dedir. 40 mercimek işleme tesisinde yıllık 2 milyon ton kapasite vardır. 111 eleme, tasnifleme ve paketleme tesisinde yılda 2 milyon ton nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek ve bezelye işlenmektedir. Bu kapasiteyle Mersin, ülkemizin mevcut üretim hacmi olan bir milyon tonun dört katını işleyebilecek güce sahiptir.

İlimizde 250’yi aşkın firma bu sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin tamamı en ileri teknolojiyle donatılmıştır. Bugün Mersin’de, dünyanın herhangi bir ülkesinde modern bir hububat veya bakliyat tesisi kurabilecek makine ve ekipman üretim kapasitesi mevcuttur.

 

BAKLİYAT DESTEKLEME KATSAYILARI ARTIRILMALIDIR

1980’li yıllardaki konuma yeniden ulaşmanın yolu, üretimi ve tüketimi istikrarlı biçimde artırmaktan geçmektedir. Ancak mevcut destekleme sisteminde bakliyat, diğer stratejik ürün grupları olan hububat ve yağlı tohumlara kıyasla oldukça dezavantajlıdır. Destek katsayıları, üreticilerimiz için bakliyat ekimini cazip kılmaktan uzaktır. Beklentimiz, bakliyat destekleme katsayılarının bu dezavantajı giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir. Çünkü bakliyat, yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır” diye konuştu.